Mamutların soyu DNA’nın gösterdiğinden çok daha önce tükenmiş olabilir

Mamutların ve yünlü gergedanlar gibi diğer büyük Buzul Çağı canlılarının ne zaman öldüğü gizemini koruyor

Bazı antik DNA’lar, yünlü mamutların ve yünlü gergedanların neslinin ne zaman tükendiğini tarihlendirme girişimlerinde paleontologları yanlış yönlendiriyor olabilir.

2021 yılında, Kuzey Kutbu’ndaki tortu örneklerinden elde edilen ve yaklaşık son 50.000 yıla yayılan bitki ve hayvan DNA’larının analizi, mamutların kuzey-orta Sibirya’da yaklaşık 3.900 yıl öncesine kadar hayatta kaldığını gösterdi (SN: 1/11/22). Bu, Avrasya kıtasında bulunan en genç mamut fosilinin hayvanların öldüğünü öne sürdüğü zamandan çok daha sonradır; fosil yaklaşık 10.700 yıl öncesine tarihlenmektedir. Sadece Sibirya kıyılarındaki Wrangel Adası’nda ve Bering Denizi’ndeki Pribilof Adaları’nda bulunan mamutların daha sonra hayatta kaldığı bilinmektedir.

Bu bulgu, son yıllarda tortu ve diğer çevresel materyallerde bulunan antik DNA’yı kullanarak hayvan neslinin tükenmesine ilişkin yeni bilgiler ortaya koyan birkaç bulgudan biriydi. Avrasya’daki yünlü gergedanlardan ve Alaska’daki atlardan elde edilen genetik kanıtlar da bu hayvanların bazı bölgelerde düşünülenden binlerce yıl daha uzun süre kaldıklarını göstermiştir.

Ancak iki araştırmacı 30 Kasım’da Nature dergisinde yazdıkları makalede, hayvanların büyük kemiklerinin soğuk kuzeyde yavaşça ayrışarak ve DNA’nın küçük parçalarını dökerek yerde ne kadar süre kalabileceğini de binlerce yıl olarak belirtiyor.

Bu da tortu örneklerindeki en genç antik DNA’nın yaşayan mamutlardan, yünlü gergedanlardan ve diğer megafaunalardan değil, bu tür kemiklerden gelmiş olabileceği anlamına geliyor. Cincinnati Üniversitesi’nden paleontolog Joshua Miller ve Colorado Boulder Üniversitesi’nden Carl Simpson, bu genetik kanıta dayanan çalışmaların, bu hayvanların soyunun ne zaman tükendiğine dair tahminleri günümüze doğru binlerce yıl saptırabileceğini söylüyor.

Mamutların ve diğer bazı Buzul Çağı canlılarının ne zaman ve neden öldükleri hâlâ gizemini koruyan bir konu. Bu hayvanların soyunun ne zaman tükendiğinin tarihlendirilmesi, onları ölüme sürükleyen şeyin ne olduğunu ortaya çıkarmaya yardımcı olabilir – insanlar, ısınan iklim, ikisinin bir kombinasyonu ya da tamamen başka bir şey (SN: 11/13/18; SN: 8/13/20).

Ancak bir türün yayılış alanından ya da gezegenden ne zaman kaybolduğuna dair iyi bir fikir edinmek kolay değildir. Çoktan yok olmuş hayvanlar için fosiller yardımcı olabilir, ancak soyu tükenmiş bir türün şimdiye kadar bulunan en genç fosilinin aynı zamanda yaşayan son birey olması büyük bir tesadüf olurdu.

Fosillerin tükendiği yerde DNA devreye girmeye başladı. Son yirmi yıldır, çevresel DNA veya eDNA, belirli bir yerde hangi organizmaların yaşadığını veya eskiden yaşadığını bulmak için başvurulan bir teknik haline geldi (SN: 1/18/22).

Paleontologlar genellikle minerallere ve diğer materyallere yapışan ve zamanla gömülen bir eDNA çeşidine odaklanıyor. Bu “tortul antik DNA” ya da sedaDNA, Cambridge Üniversitesi’nden evrimsel genetikçi Yucheng Wang ve meslektaşlarının 2021 yılında mamutlar üzerinde yaptıkları çalışmada analiz ettikleri DNA’dır.

Miller, “DNA yaşayan bir hayvandan gelebileceği gibi, dışkıdan, kemiklerden de gelebilir” diyor. “Bizim durumumuzda kemiklere odaklanıyoruz.”

Miller, sıcak iklimlerde bir kemiğin DNA’yı en fazla birkaç on yıl boyunca yayacak kadar uzun süre dayandığını, bunun da genel bir yok oluş tarihi elde etmek için genellikle önemli olmadığını söylüyor. “Ancak bu soğuk ortamlarda, çok çok daha büyük, hatta bin yıllık ölçekte bir boşluk beklersiniz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir